ARAPGİR HAZİNELERİ İLGİ VE DESTEK BEKLİYOR

Arapgir, yerleştiği havza ve sahip olduğu kültürel değerler itibariyle tam anlamıyla bir kadim kültür geleneğini ve birikimini temsil ediyor. Bu geleneği oluşturan her bir unsuru günümüze taşıma işlevini üstlenmiş olması açısından da Türkiye’nin Kültür Mirası haritasının kilometre taşlarından birini oluşturan Arapgir, tarihsel sürekliliğin somut yansıması olarak, çeşitli medeniyetlerin birbirinden etkileşerek ürettiği yüzlerce eserle bu topraklarda aynı zamanda geçmişle gelecek arasında sağlam bir köprü kurmanın mücadelesini veriyor.

Yüz yıllarca çok kültürlülüğü ve farklılıkları aynı coğrafyada barındırma başarısını gösteren, üstelik bu farklılıkları aynı pota içinde eritme derdine düşmeden bu işi başaran Arapgir, üzerinde barındırdığı kültürel, tarihsel, sanatsal, inançsal ve doğal nitelikteki kültürel miras kapsamındaki eserler ile hakiki anlamda bir açık hava müzesi özelliğini taşıyor.

Kültürel Mirasın korunması, kültürel mirasın kültür ekonomisi yoluyla bulunduğu coğrafyada ekonomik faaliyetlerin önemli bir aktörüne dönüştürülmesi ve bu mirasın gelecek nesillere aktarılması, son yıllarda, dünyada hızla yükselen bir trend durumunda.

Arapgir Belediyesi de, ilçenin sahip olduğu kültürel mirasın öneminin farkında olarak, bu alanda çok sayıda proje geliştirmek yolunda kolları sıvadığı gözleniyor. Kültürel belediyecilik kavramına özel bir önem veren Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, işe, bu alanda ‘ellerinde ne olup olmadığı’ sorusuna cevap olarak, 2009 yılında Arapgir Kültür Envanteri’ni hazırlamak olduğunu söylüyor.

Arapgir Kültür Envanteri’nin ortaya çıkardığı gerçek, “Arapgir’in devasa bir kültürel ve doğal mirasa sahip olduğunu göstermesiydi.

Arapgir’in tarih ve kültür hazineleri saymakla bitmez. Tarihi camiler, 800 yıllık cem evi, mescidler, kervansaraylar, konaklar, tarihi kiliseler, kadim mezarlıklar, bugün artık çok az örneği kalan geleneksel değirmenler, özgün mimari örneği tarihi köprüler, hamamlar, medreseler, arkeolojik sit alanları, her biri farklı özelliklere sahip kanyonlar, su altı kültür mirası örnekleri, Osmanlı dönemi askeri ve sivil okul binaları, dergâhlar, keşiş konakları, kültürel peyzaj alanları, endüstriyel miras örnekleri…

Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, şimdilerde işte bu kültürel mirasın tüm yönleri ile hayata kazandırılması, gün ışığına çıkarılması, restore edilerek hayatın içinden eserler konumuna getirilmesi için hummalı bir çalışmanın içine girmiş durumda.

Ancak, bütün bütçesi neredeyse personel maaşlarına ve birkaç temel belediyecilik hizmetlerine yetebilen belediye bütçesi ile bir bölümüne başladığı, bir bölümünü projelendirdiği, bir bölümünü ise hayal ettiği kültürel miras çalışmalarını sonuçlandırması bir hayli zor görünüyor.

Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu bunun için, merkezi yönetimin, özellikle de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın somut olan ve somut olmayan kültür mirası programları için ayırdığı bütçelerinden Arapgir Belediyesi’nin de faydalandırılması gerektiğini söylüyor.

Bu konuda Ankara’da çeşitli temaslarda bulunduğunu belirten Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, kültür mirası projelerine verilecek destek ile ilçenin yeni ekonomik faaliyet alanları ve istihdam kaynakları yaratabileceğine de dikkat çekiyor.

Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, ilçedeki çok sayıda eserin tescili için UNESCO ile iletişim halinde olduklarını da vurgulayarak “Şu anda Türkiye makamlarınca tescil edilmiş çok sayıda eserimiz var. Ancak bu eserlerin UNESCO tarafından da Dünya Kültür Mirası listelerine alınması için çalışıyoruz” dedi.

Sahip oldukları kültür mirasının olağanüstü zenginliğine dikkat çeken Cömertoğlu, Arapgir ve dolayısıyla Malatya’nın dünyada tanınmasının, turist çekmesinin ve kültür ekonomisi bakımından gelişmesinin önünü açacak çalışmalar konusunda Yeni Malatya Gazetesi’ne konuştu:

‘İlk işimiz Arapgir Kültür Envanteri’ni hazırlamak oldu’
“Yukarı Fırat Havzası’nın merkezi bir kere Arapgir’dir. Arapgir, Yukarı Fırat Havzası’nın Neolitik çağdan bu yana, insanlığın var olduğu her dönemde toplu yaşamın olduğu ve ayakta duran onlarca merkezi var. Taş Köprü’den başlıyor, Fırat Nehri’ne kadar yaklaşık 70 km’lik bir arterde sağlı sollu kanyonların içerisinde geçiyorsunuz. 19 km’lik bir Kayaarası Kanyonumuzun yanı sıra Yoncalı Kanyonu, Göz Kanyonu, Berenge Kanyonu, Koru Kanyonu, Ormansırtı Kanyonu, Taftı Kanyonumuz var. Bunlardan en önemlisi Kayaarası Kanyonu. Çok bakir. Fauna ve florası çok zengin ve çok canlı. Ürün çeşitliliği çok fazla. Geriye gittiğimizde M.Ö 10 bin yıla dayanıyor. Taşköprü bir Roma eseri. Taşköprünün bulunduğu yer Neolotik Çağa ait bir kaya şehir merkezi.

2009 da başkan olduğumda ilk yaptığımız iş ‘Kültür Envanteri’ çıkarmak oldu. Doğal varlıklarımız, ürün konusunda, kültür ve tarih konusunda neyimiz var bunların hepsini araştırdık. İstanbul Teknik Üniversitesi ile protokol yaparak öğrenci çalışmasına yöneldik.

Doğal mirasa ait bir çalışma başlattık. Atlas Dergisi ile çalıştık. Güngör Yıldırım buraya geldi. Akademisyen ve Atlas Dergisi Editörü. 20 gün boyunca dağlarda gezildi ve öyle şeyler tespit edildi ki, dağcılık ve kültür yürüyüş notaları konusunda buradan daha uygun alanlar yok. Çünkü yaşam ile iç içe. Soyutlanmıyorsunuz. Mağaralarla ilgili araştırmalarla ilgili çalışma başlattık ama sonuca ulaşamadık çünkü çok mağara var.

‘200 eseri tescil için önerdik’
Merkezde tarihi 21 camimiz var, 130 eserin tescilini yaptırdık, 200 eseri tescil için önerdik

Doğal mirasımız, 6 tane kanyonumuz var, Eskişehir Vadisi doğal bir sit alanı ilan edildi. Arapgir’de dereler ve yamaçlarda bir yerleşim olduğu için su mimarisi ile ilgili eserler ve sivil mimari ile ilgili eserler var. 61 tane tarihi köprümüz var. Merkezde 42 tane tarihi mezarlık (100 yaş üzeri), 30 tane (100 yıl, 200 yıl, 800 ve 1000 yıla kadar olan) tarihi cami, ‘Selçuklu, Danişmendliler, İlhanlılar, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminden önceki yıllar. Tescile önerdiğimiz 200 tane eser var.

Bunlardan 130’u geçti ama tescile önermemiz gereken 100’in üzerinde eserimiz var. Bu camilerin 21 tanesi merkezde. Bunların içerisinde Eskişehir vadisinde Osmanlı döneminde ki bunların enkazları duruyor, Darülfünun Müessesi olarak kurulmuş, 5 bin öğrencinin okuduğu, Askeri ve İlmiye sınıfının birlikte okuduğu Rüştiye mektepleri var. Bunun merkezinde hamamlar var. Arapgir Merkezde şu anda tespit ettiğimiz tarihi taş hamamlarımız var. Hamamların ötesinde medrese yerleri var. Eskişehir Vadisi’nde 2 tane Kervansaray, 7 tane kilise, 72 tane su değirmeni var.

Entegre bir sistem bu. Tarımla geçiniyordu insanlar ve su değirmenleri var. Bunun haricinde merkeze geldiğimizde İstanbul Teknik Üniversitesi ile çalışmamızda, sivil mimaride 100 yaşın üzerinde 1100 tane taş, kerpiç ve ahşap bütünlüğümüzde konağımız var. Bunların 385 tanesi tipoloji örneği olarak tescil edilmek için çalışıldı. Tescile önerildiği zaman en az 500 tane konağımız tescilli konak haline gelecek. 385 tanesini zaten çalıştık. Bunlardan 7 tanesini kamulaştırdık. 4 tanesinin restorasyonunu bitirdik. Fonksiyon yüklüyoruz. Müze yapıyoruz. Geleneksel mimaride evi kullanacak ev pansiyonculuğu açıyoruz, gastronomi müzesi yapıyoruz, sanat müzesi için ayrı bir çalışma yapıyoruz. Ermeni geleneğinde Baş Keşişin konağı var. Bu konağı kamulaştırdık. Şu anda restorasyon işlemlerine başlıyoruz. Baş Keşişin evi olarak bu konağı Etnografik olarak donatıyoruz.

‘Kiliseleri ilgilileri ile buluşturuyoruz’
Meryem Ana kilisesi var. Kara kilise var. Bunlar zaten tescilli. Bu kiliseleri ilgilileri ile buluşturuyoruz. 41 mezarlık var. Bu 41 mezarlığın içerisinde Ermeni Mezarlığı da var. Bir tanesini restore ettik. 4 yıldır her yıl Eylül ayında gelip ayinlerini yapıyorlar. 15 gün kalıyorlar. Kuzey Amerika Doğu Yakası Ruhani Lideri Başpiskopos Hajak Barsamyan Arapgirli.

Bunlarla birlikte bir yaşamımız vardı, bu yaşam sanata dönüşmüştü, tekstil kentiydik. 5 bin tane dokuma tezgahımız vardı, bunun 2 bine yakını TSE belgesi almış, ‘Arapgir’ diye mühür alan, 7 ülkeye ihraç yapılan ürünlerden oluşuyordu. Yukarı Fırat havzası ciddi bir dut merkezidir. İpek kozacılığı yapılıyordu.

800 yıllık Cemevi
Sivil mimaride biz tarihi eserleri birer birer ayağa kaldırmaya çalışırken şunu söyleyebilirim. Tescil edildiğinde doğal mirası da içerisine koyarsak, 1000’in üzerinde çok net eserimiz var. 11 Tane M.Ö’ye ait kaya mezarımız var. Onar bölgesinde M.Ö Türklerin buraya yerleştiğine dair resimler var. Bu resimler bu döneme ait yaşamın çok eski olduğunu ifade ediyor. Onar’da yine 800 yıllık bir Cem evimiz var. Bağdat Valisi’nin görevlendirdiği, hizmet eri olarak buraya gelmiş, Şeyh Hasan Onar’ın 10 eri ile buraya geldiği, o günkü ismiyle dergah olarak kullandığı, bugünkü ismiyle Cemevi olan bir eserimiz var. Kendi türbesi de orda. Yine o bölgede kaya mezarlarında çalışmalarımız devam ediyor. Kaya mezar bölgelerinde, Taş Köprü ve Kuyulan’daki Roma dönemi eserlerine ilişkin çalışmalar devam ediyor.

Kuyulan bölgesinde İpek yolu ve Liman yolu buradan geçiyor. Roma eyaleti canlı bir şehir. O döneme ait çok inanılmaz eserler oluşmuş. En önemli eser, Eskişehir yerleşkesinin bulunduğu alandaki Göz suyunun yine Roma döneminden kalan Kale’ye kadar olan göz suyu. Bu su, Bizans döneminde Arapgir’in ismi Dasküze ismiyle kaynağını o sudan alıyor ve ‘Taşın gözündeki su’ manasında..

‘Arapgir Roma döneminde güvenli bir yaşam merkeziydi’
Roma döneminde Arapgert isimyle anılıyor. Ar, temiz demek, Ab, su kaynağı demek, gert ise gezinmek, güvende olmak demek. Temiz su kaynağında gezmek ve güvende olmak. Arapgir’in Roma döneminde kullanılan ismi. O dönemde Arapgir güvenli bir yaşam merkezi.

1531 yılında resmi nüfus 31 bin. Arapgir Liva merkezi. Roma’nın aktif eyalet olarak burayı kabul etmesi, Roma kızının Eskişehir’de kaya mezarının bulunması, Grekçe yazıt ve kitabelerinin bulunması, bu bölgedeki bu canlı delillerin o dönemde ne kadar aktif bir şehir olduğunu gösteriyor. Selçuklular ve İlanlılar döneminde burası devlet merkezi. Danişmentliler döneminde devlet merkezi. Bu dönemde gerek sivil mimaride gerekse dini mimaride onlara eser ortaya çıkmış. Bunların hepsi akademik ve bilimsel araştırmalar sonucu ortaya konulmuş bir bilgi. Arapgir’i insan kaynağı olarak araştırdığımızda sadece 116 bin insan İstanbul’da yaşıyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin bir Arapgirli var. İnsan kaynağı zengin bir coğrafya. Fırat’tan bu tarafa Arguvan, Keban, Divriği’yi koyun. Bu nerden geliyor? Yaşam ve medeniyet merkezi olmasından geliyor. Marka düzeyine ulaşmış zengin bir coğrafya. Mirasın ne kadar derin ve zengin olduğunu ortaya koyuyor.

‘Endüstriyel mirasımız ve geleneğimiz de çok güçlü’
Bu miras neden ayakta tutulamamış? 1896 yılında Resmi Arapgir Livası’nın ki, o tarihlerde liva, il merkezi, sancak olarak da 1830-1870 arası Diyarbakır sancağına bağlı. 1870’de Harput Sancağı kuruluyor, Harput sancağı 19 bin nüfus. 1896 yılında Arapgir Livası 68 bin resmi nüfus. Sanayi şehri. Dokumacılık var, tekstil var, ilim ve ticaret şehri. Ürün var yani. 1900’lü yıllara geldiğimizde büyük kıyıma uğradık. Ermeni ve Müslümanların ortak imal ettiği, ortaya çıkardığı sanat değerlerinin, tehcir diye tabir edilen, adı konulamamış, Osmanlı’nın zayıflama trendine girmesiyle şu an net adını koyduğumuz Siyonist bir felsefenin bölgeyi göç ettirip yalnızlaştırmasıyla Ermenilere kıyılmıştır. Ermenilere Müslümanlar kıymamıştır. Ermenilerin ayaklanmasına karşı bir ayaklanma olarak gelişmiştir. Taşnak Partisi Arapgir’de 1906 yılında kurulduktan sonra burada tahrik edici marjinal gruplar oluşmuştur. Nalbantlık, palancılık, kalaycılık, semercilik, kalaycılık ve 76 iş kolunda burası bir çıraklık merkezi gibi çalışıyormuş. Arapgir bir ahilik merkezidir. Yani buranın insanı zorunlu göçe zorlanıp yalnızlaştırılmıştır.

Bu kavganın en büyük bedeli Arapgir’e, Arapgir’in birikmiş medeniyetine ve sanat değerlerine ödetilmiştir. Terkedilen yerlerdeki eserler yıkılmış, yerine yenisi konmamıştır. Yalnızlaştırılmıştır. 68 bin nüfusun olduğu dönemde sadece Eskişehir vadisinde 2 bine yakın sivil mimari var. 100’ün üzerinde tescile önerdiğimiz, han, hamam, medrese, kilise, köprü, cami, dini ve kültür varlıklarımız var. 1000’in üzerinde tescile önermemiz gereken sivil mimari eserimiz var. Tescil işlemleri o kadar uzun ki, kolay olmuyor. Doğal mirasımızın en önemli miraslarından birisi florası. Şifalı bitkileri ve ürün çeşitleri. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin Sarıçiek yaylasında bir çalışması var. Bu çalışma sonucunda 700’e yakın endemik şifalı tür tespit edildi.

‘Arapgir Osmanlı’ya seçkin devlet adamları yetiştirdi’
Arapgir Osmanlı’ya 7 sadrazam 90 tane paşa vermiş. Neyle vermiş? Osmanlı’nın alt merkezinde Amasya dışında eleman istihdamı var mı? Yok. Bir tek Arapgir var. Niye Arapgir’e kıyılmış? Sorguladığımda şu sonuca ulaşıyorum: Koca Ragıp Paşa, sadrazam olup Saraya girdikten sonra 1630-1670 arası aşçısını, kapıcıbaşısını hepsini buradan götürmüş. Burada medrese geleneği oluşmuş, askeri okullar kurulmuş. Burada 300 yıllık bir yapı var. Süvari okulu. Osmanlı ordusuna süvari yetiştiriyor. Osmanlının seferberliklerindeki bütün asker sevkiyatı oradan yapılmış. Canlı ayakta duruyor konak. Kamulaştırmak için para arıyorum, kaynağı bulduğumuzda burayı merkez yapacağız inşallah.

‘Arapgir’in bir turizm senaryosuna ihtiyacı var, bunu gerçekleştireceğiz’
Arapgir’in bir turizm senaryosuna ihtiyacı var. Bugüne kadar turizmden beklediğini alamamasının nedeni, bir senaryosunun olmaması. Bir film çekecekseniz senaryosu olmadan çekebilir misiniz? Aktör var, plato var, yeterli elaman var ama senaryo yok. Biz şu anda senaryosunu oluşturuyoruz. Bu senaryoyu bilenlerle bu yıl çalışmalara başladık. Bu senaryonun içinde bir kere 11 tane müzemiz olacak. Bunlar, Tarım Müzesi, Hayvancılık Müzesi, tarihimiz çok derin üç ayrı merkezde Tarih Müzesi, ‘Cevat Çobanlı ile anılan Çanakkale Müzesi’, Emiroğlu Konağı, 1071 Malazgirt Zaferiyle anılıyor, çünkü komutan buralı, dolayısıyla bir başarı öyküsü yaratmış. Ermeni geleneğini bir müzede topluyoruz. Mutfağımız çok zengin bir Gastronomi Müzesi yapıyoruz. Etnografya müzesi yapıyoruz. Geleneksel el ürünleriyle ilgili bir müze yapıyoruz. 11 tane müzenin 3 tanesine başladık. Diğer müzelerimizle ilgili konaklarda restorasyon çalışmalarımız devam ediyor bir taraftan da proje çalışmalarıyla kaynak ilişkisi ile ilişkilendirecek bir ad koyuyoruz.

‘2019 vizyonumuz: Asgari 500 bin insanı Arapgir’e çekmek’
Turizm senaryomuzda asgari 500 bin insanı buraya getirecek bir 2019 vizyonu belirledik. 2019’a kadar hazırlayacağız. Şu anda bile çok ciddi bir rağbet var. Ama henüz olgunlaşmadığı için çok yansıtmıyoruz.. Sakin şehir modunda çalışmalarımızı olgunlaştırdık ve bu çerçevede devam ediyor. Tahribatın artmaması için sakin şehir modunu kendimize mod olarak kabul ettik. Türkiye’de 20’ye yakın şehir var, sakin şehir modunda. Bu Avrupa ülkelerinin de yer aldığı bir organizasyon. Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL’e üyeyiz. Hedefimiz nedir? Ye- İç-İstirahat et denilen Roma dönemindeki Arapgir’i tekrar kurmak. Ve insanları yüksek oksijende, doğal ürünler tüketmesini sağlayarak, kendi doğal ortamında rahatlayacağı, geçmiş medeniyetin izlerini burada bulmalarını ve hissetmelerini sağlamak”.

 

Cumhurbaşkalığı Cimer İç işleri Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi cittaslow Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi